Makaleler

Çocuk Edebiyatında Kültürel Göndermeler İçeren Fantastik Bir Örnek: Talihsiz Serüvenler Dizisi

Tür Olarak Fantastik

Fantastik, bir yazın türü olarak, Tzvetan Todorov’un Fantastik başlıklı çalışmasında, “tekinsiz” olarak nitelenen türle “olağanüstü” olan arasındaki kararsızlık olarak tanımlanmaktadır; fantastik, bu iki türü birbirinden ayıran sınırda varlık bulur.

 

…fantastik, bir kararsızlık süresi kadardır: algıladıkları şeyin, paylaşılan düşüncenin tanımladığı biçimiyle, “gerçeklik” olup olmadığına karar vermek zorunda kalan okuyucunun ve öykü kişisinin ortak kararsızlığı. … Gerçekliğin yasaları olduğu gibi duruyor ve anlatılan olayları açıklamaya yarıyorsa yapıt başka bir türe girer: tekinsiz türe. Ya da tersine okuyucu, olayı açıklamak için yeni doğa yasalarını kabul etmek durumundaysa olağanüstü türe girmiş oluruz.

Gerçeküstünden farklı olarak fantastik öyküde geçişler vardır. Masallarda gerçekle bağlantısı olmayan bir dünya, açıklama gerektirmeyen hayal ürünü olaylar söz konusuyken fantastik bu kadar güvenli değildir. Gerçeküstü dünyayla gerçek dünya arasında gidiş-gelişler vardır. Öykü boyunca peronlar, dünyalar değiştirilerek fantastiğin sınırları içine girilir ve gerçeküstünün sağladığı, gerçekliğin sınırlarını kaldırma özgürlüğü elde edilir. Öykü bittiğinde ise okur gerçek dünyaya döner.
Tüm bunlardan hareketle özetlemek gerekirse, öykü tam anlamıyla gerçeküstü türe, yani peri masallarına ya da mitolojik öykülere dahil edilemiyor ancak bu türlere özgü imgelere sahipse ve aynı zamanda gerçek dünyanın kurallarıyla açıklanabilen durumlar söz konusuysa ancak olanların hepsini bu şekilde çözümlemek olanaksızsa; kısacası okur ve/veya öykü kişisi için iki durum arasında belirsizlik varsa fantastikten bahsetmek mümkün olmaktadır.
Talihsiz Serüvenler Dizisi
Amerikalı yazar, 28 Şubat 1970 Kaliforniya doğumlu Daniel Handler’ın Lemony Snicket takma adıyla kaleme aldığı, on üç öyküden oluşan ve A Series of Unfortunate Events başlığı taşıyan serüven dizisi, Talihsiz Serüvenler Dizisi (Talihsiz Serüvenler Dizisi çalışmanın bundan sonraki bölümlerinde TSD kısaltması ile de karşılanacaktır.) olarak Nurettin Elhüseyni imzasıyla Türkçeleştirilen, günümüz çocuk edebiyatı popüler eserlerinden biridir. Seri kısa zamanda Amerika’da büyük ilgi görmüş, birçok ek çalışmayla desteklenmiş ve çok geçmeden popüler kültürün tüketim nesnelerinden biri haline gelmiştir. Serinin gördüğü bu ilgi, kısa zamanda dünya genelinde birçok kültürde yankı uyandırmış, kırktan fazla dile çevrilmiştir.
TSD’nin kahramanları ebeveynlerini evlerinde çıkan bir yangın sonucunda kaybeden, her biri ayrı üstün yeteneklere sahip üç kardeştir. Anne babaları öldükten sonra onlara kalan servete sahip olmak için türlü düzenlerle çocukları ele geçirmeye, hatta öldürmeye çalışan kötü bir adamla mücadeleleri ve ailelerine ait büyük bir sırrı ortaya çıkarma öyküleri anlatılmaktadır. En büyük Boudelaire kardeşi Violet çok yetenekli bir mucit, ortanca kardeş Klaus doymak bilmez bir kitap kurdu ve bunun sayesinde gündelik tabirle ayaklı bir kütüphane ve en küçük kardeş Sunny de birçok zor durumda kendini ve kardeşlerini kurtarabilecek kadar güçlü dişlere sahip, ancak serinin sonuna doğru büyüklerin dilinde konuşamaya başlayabilen çok zeki bir bebektir. TSD öykülerinde bir gerçeküstü düzlemden, dünya değiştirmelerden, büyüden, doğaüstü varlıklardan söz etmek mümkün değildir ancak Boudelaire kardeşlerin sahip olduğu olağanüstü yetenekler, başlarına gelen akıl almaz talihsizlikler ve öykünün sonuna doğru hakkındaki gerçekleri anlayabildikleri tuhaf düzen seriyi fantastik başlığı altında incelenebilir kılmaktadır. Kahramanlarımız gerçek hayatta yaşıtlarının üstesinden gelmesinin oldukça güç olacağı sorunları olağandışı yöntem ve yeteneklerini kullanarak aşarlar.
Yazdığı maceralarda çocukları çok çeşitli yer ve zamanlara sürükleyen Handler, çocukların bebek yerine konulmasını anlamsız bulduğunu ve onların yetişkinlerden farksız olduğunu düşündüğünü dile getirmiştir. Onlar da kendi gerçeklikleri içinde birçok sorunla mücadele ederler. Hikâyelerini, tıpkı yetişkinler gibi, hayatın gerçeklerine hazır olan ve olmayan çocuklar olduğunu düşünerek yazdığını vurgulamıştır.
Bu çalışmaya konu olan serüven dizisi ve diğer kitapları incelendiğinde yazarın eserlerine yansıttığı çok çeşitli alanlardaki bilgi birikimi de dikkat çekicidir. TSD’yi ele almak gerekirse, on üç kitaplık metin bazen oldukça karmaşık hale gelebilen dilsel öğelerle örülmüştür. Ayrıca, bilimsel gerçeklerin uzun uzadıya anlatıldığı bölümler, serinin tamamı düşünüldüğünde yüzlere ulaşan sözcük anlamı açıklamaları serinin örtük öğreticiliğinden bahsetmeyi mümkün kılar niteliktedir. Yazarın, çocukları sürüklediği maceraların yanında değindiği toplumsal sorunlar, insan ilişkilerine yönelik eleştirileri, yaptığı ayrıntılı psikolojik çözümlemeler ve metin içinde gönderme yapılan kaynak kültürde önemli yere sahip isimler göz önüne alındığında çok katmanlı bir metinle karşımıza çıktığı söylenebilmektedir. Okur açısından bakıldığında bu çok katmanlılığın okura ulaşabilme düzeyi, okurun içinde bulunduğu kültür ve yaş grubuna göre değişiklik göstermektedir. Handler özellikle anlatıcı-yazar Snicket ve kitap kurdu Klaus karakterleri aracılığı ile öykü boyunca yüzlerce sözcüğü çocuk okurun anlayabileceği şekilde açıklar, kaynak kültürde çok önemli yere sahip çok sayıda isim ve esere gönderme yapar, hukuki ve bilimsel metinlere yer verir ve sıkıcı olduğunu kabul ederek öğretici bir üslupla bilimsel gerçeklerden söz eder.
Bütün bunlar göz önüne alındığında metnin, çocuk edebiyatı eserleri kaleme alınırken günümüzde yaygın bir yanlış olarak görülen öncelikle öğreticiliği hedefleme tavrı içinde bulunduğu düşünülebilir ancak; metni benim acimdan inceleme konusu yapan en önemli özelliklerden biri yazarın yukarıda sayılan katmanları metne dahil ederken edebiyatın estetiği içinde, çocuk okurun ihtiyaçlarına yönelik bir okuma deneyimi yaşayabilmesini hedefleyen bir tavir içinde olmasıdır. Çocuğa neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatan yetişkinler yerine; doğruyu okuma, araştırma ve gözlem yeteneklerini kullanarak bulan ve bunları yetişkinlere bazen onlarla alay eden bir tavırla anlatan çocuk kahramanlar söz konusudur. Buyurgan bir üslupla çocuklara ne yapmaları gerektiğini söyleyen yetişkinler çoğu zaman çocuk kahramanların iletişim ve sorun çözme yeteneklerine hayran kalırlar.
Daha yakından incelemeye öyküde değinilen toplumsal sorunlar ve eleştirilerle başlamak gerekirse: yazarın, öykü kahramanı çocukların içinden geçtiği ve mücadele etmek zorunda kaldıkları zorluklarla ilgili kendisine yöneltilen bir soruya yanıt olarak, öyküleri çocukları onları bekleyen gerçek hayatın acımasızlığına karşı biraz da olsa hazırlayabilmeyi de amaçlayarak kaleme aldığına daha önce değinmiştik. Bu ifade yazarın kahramanlarına ve okurlarına yaklaşımıyla ilgili ipucu niteliğindedir. Çocukların hazırlıklı olması gereken acımasız bir gerçek hayattan bahsetmek, içinde yaşadığımız topluma yönelik ciddi bir olumsuzlama olarak değerlendirilebilir. Ebeveynlerini kaybettikten sonra kendilerini adım adım takip eden kötülüğe karşı koymayı başaramayan yetişkinlerin koruması altına giren kahramanların düştüğü güç durumlar, onları koruyamayan toplumun başarısızlığı olarak görülmektedir. Kötüyle mücadelesini kaybeden toplum, korunmaya muhtaç üyelerinin güvenliğini sağlayamamış; üstelik mücadele sürecinde birçok iyiyi kaybetmiştir. Öykülerdeki bu olumsuzlama ve eleştirilerin en belirgin örneklerine değinerek devam edelim:
Üçüncü öykünün sonunda, öykü kahramanı çocukların hayatını kurtarabilmek için onca zorluğu aştıkları Josephine Teyzeleri, onu ölüme terk etmemesi için çocukların velayetini Kont’a bırakmayı gözünü kırpmadan kabul eder. Çocuklar bu tür bir ihanete serinin dokuzuncu öyküsü Karnaval Ucubeleri ’nde de uğrarlar: Madam Lulu onlara verdiği sözü tutmaz ve kendini kurtarmak uğruna onları feda ederek Kont’la anlaşır. Çocukların arkadaş olduğu karnaval ucubeleri para teklif etmesi üzerine Kont’un tarafına geçer ve öykünün kapanış sahnesinde Violet ve Klaus’u taşıyan karavanı dik bir yokuşu tırmanırlarken arabadan ayırıp onları ölüme terk eder.
Yedinci öykü Karga Laneti , Gak-Guk İkindisi Tutkunları adlı bir kasabanın öksüz çocukları evlat edinme programına dahil olması ve kasabalının öykü kahramanı üç kardeşi koruması altına almasıyla başlar. Toplum bilincinin yükseltilmesini amaçlayan bu uygulamanın başarısızlığı, öksüzlerden yapmaları istenen çocuk gücünü çok aşan günlük işlerin niteliğiyle hemen ortaya çıkar ve öykü boyunca hiçbir haberi doğru yazamayan bir gazete, görevini yapmaktan uzak bir yargı ve emniyet, hiçbir icadın yapılmasına izin vermeyen bağnaz bir yönetim söz konusudur.
Benzer bir tür toplumsal eleştiriye, hicivci bir anlatımla serinin son öyküsü Son ’da rastlamak mümkündür. Daniel Defoe’nun ünlü eseri Robinson Cruseo ’ya açık bir gönderme olan öyküde, adaya sürüklenen kazazedelerden oluşan bir topluluk İsmail adında birinin yönetimi altındadır ve İsmail halkını emir altında tutabilmek için onları uyuşturma yöntemini seçmiştir. Öykünün Cuma’sı küçük bir kızdır ve Cuma öksüzlerin topluma kabul edilmesini sağlarken öykülerin başlıca kötü kişisi Kont Olaf’ın dışlanmasına neden olur. Kısa bir süre sonra herkesin korktuğu, güvendiği ve itaat ettiği İsmail’in bir düzenbaz ve öykünün sonlarına doğru hükümdarlığını kaybetmemek uğruna halkının hayatını kaybetmesini göze alacak kadar ‘koltuk meraklısı’ bir kişilik olduğu gerçeği ortaya çıkar.
Serinin üçüncü öyküsü Uçuruma Bakan Pencere aynı zamanda psikolojik çözümlemeler açısından da incelenmeye değerdir. Bir uçurumun kenarına örümcek bacağına benzeyen tahtalarla desteklenerek inşa edilmiş tuhaf bir evde yaşayan üçüncü vasi Josephine Teyze, abartılı fobileri yüzünden çekilmez bir hayatı olan, kibar ama birlikte yaşanması zor bir dilbilimcidir. Öykünün sonuna doğru sahip olduğu, anlamsız görünen korkularının nedenleri bir bir ortaya çıkar, davranışlarının temelinde yatan deneyimleri onu bu sağlıksız kişilik haline getirmiştir ve kahramanlarımız ve okur onun aslında daha önce saçma görünen birçok hareketinin haklı nedenleri olduğunu görür.
Öykülerde insan ilişkilerine yönelik eleştirilere de sıkça rastlamak mümkündür. Serinin altıncı öyküsü Alacakaranlık Bulvarı ’nda öykü kahramanı çocukların yeni vasileri olan çiftin aralarındaki ilişki, çocukların kendi ebeveynlerinden alışık oldukları karı-koca ilişkisinden farklıdır, Esme kocasından daha fazla çalışan ve daha çok geliri olan, eşiyle iletişimi emirler vermekten ibaret olan bir karakterdir. Nitekim öykünün sonunda daha fazla güç ve para uğruna Kont Olaf’ı kocasına tercih eder ve onunla kaçar.
Öykülerin, macera yüklü olay örgülerinin yanı sıra, en dikkat çekici yönlerinden birinin de dilsel zenginlikleri ve ansiklopedik bilgi içeriği olduğu dizinin tanıtılmasına ayrılan bölümde belirtilmişti. Metnin tamamı, bazen oldukça karmaşık hale gelebilen dilsel öğelerle örülüdür; bilimsel gerçeklerin uzun uzadıya anlatıldığı bölümler ve yüzlere ulaşan sözcük anlamı açıklamaları, kitapların örtük öğreticiliğinden bahsetmeyi mümkün kılar niteliktedir. İlk öykünün en başından son öykünün sonuna dek dört yüze yakın söz ya da sözcüğün sözlük anlamı açıklanmaktadır. Öykü kahramanlarından okumaya düşkün oluşu ve okuduklarının tamamını hatırlayabilme yeteneği ile öne çıkan Klaus karakteri aracılığıyla yazar, anlaşılması güç olan bölümleri diğer öykü kahramanlarının ve dolayısıyla okurun anlama düzeyine çekmekte ve tüm o açıklamaları yaparken aynı zamanda, çoğu zaman yetişkinlerin çocukları hafife alan tavrını eleştirmektedir. Açıklamaların çoğu öyküde anlatılan olay bağlamında, hicivci bir üslupla yapılmakta, böylece sözlükteki açıklama dilinin monotonluğu giderilmekte ve açıklamalar öykünün akıcılığını olumsuz yönde etkilemeden; hatta bazen aksine büyüklerle dalga geçen tavrıyla çocuk okur için bir çekicilik nedenine dönüşerek, metindeki yerini almaktadır.
Örneklendirmek gerekirse:

 

“Evet bu konuda çok alıngan olduğuna eminim. Sakın ha, onunla dalga geçmeye kalkmayın,”  dedi Bay Poe, mendiline bir kez daha öksürerek. “Dalga geçmeyin, yani onu alaya almayın.” Klaus bir of çekerek, “Dalga geçmenin ne anlama geldiğini biliyorum,” dedi. Bir kimsenin adını şaka konusu yapmamak gerektiğini de haliyle bildiğini eklemeye gerek duymadı. Böyle işte, sırf talihsiz oldukları için öksüzlerin beyinsiz olduklarını sananlar da çıkıyordu ara sıra. …  (Sürüngen Odası, s.7)

 

Eserdeki en belirgin dil derslerine üçüncü öyküde rastlanir, Josephine Teyze’nin dilbilgisi uzmanı olması dolayısıyla, öykü kahramanı çocuklara bildiklerini aktarması sürecinde gerçekleşen dilbilgisi öğretme-öğrenme sürecinin okur açısından bazen zorlayıcı olma ihtimaline rağmen eğlenceli bir okuma deneyimine dönüştürülmüştür. Josephine Teyze’nin öykü boyunca ve özellikle çocukların alerji sonucu dilleri şiştiğinde doğru düzgün konuşamadıkları bölümde verdiği dilbilgisi dersleri, çocuk kahramanlarımızın aslında bu tür derslere ihtiyaçlarının olmadığını açık etmekte, çocuk okuru bir anlamda çokbilmiş yetişkine karşı galip gelen kahramanlarla onure etmektedir. Yine Josephine Teyze’nin kasten yaptığı dilbilgisi hatalarına gizlediği şifreyi çözme aşamasında Klaus’un kardeşlerine açıkladığı dilsel doğrular, kendini kahramanlarla özdeşleştiren çocuk okur açısından haklı bir gurur kaynaği niteliğindedir.
On birinci kitap Mantar Mahşeri ’nin beşinci bölümünden örnek vermek gerekirse: belirtilen bölümde önemli bir yere sahip olan Muhtelif Mantar Malumatı başlıklı kitap öykü kahramanlarının yaşındaki çocuklar için anlaşılması oldukça güç bir dille yazılmış çok eski bir kitaptır.  Klaus ve mantar bilimci yeni arkadaşı, okuduğu kitaplardan edindiği bilgi birikimi sayesinde kitapta neler anlatıldığını çözmeyi başarırlar ve onlar anlatılanları diğerlerinin anlamasını sağlayan açıklamaları yapana kadar; diğer karakterlerin tecrübe ettiği anlama zorluğunu okur da tecrübe eder ve bu durumun diğer kahramanlarda uyandırdığı merak ve sabırsızlık duygusu neler olup bittiğini anlamaya çalışan çocuk okura aktarılır.
Ayrıca bu bölüm, öykülerde daha birçok örneğine rastlamanın mümkün olduğu, farklı alanlarda önemli yere sahip kişilerin isimlerini de içermektedir. Amerikalı yazar Herman Melville, roman, kısa öykü ve müzikalleriyle ünlü İngiliz yazar Pelham Grenville Wodehouse, yine Amerikalı yazar ve fotoğrafçı Carl Van Vechten ve “Archy and Mehitabel” başlıklı köşesiyle ünlenen Amerikalı gazeteci, komedyen ve yazar Don Marquis bunlardan bazılarıdır. Yazarın öykülere dahil ettiği bu unsur, okurun öyküdeki farklı tarafları ve fikirleri temsil eden bu tarihi kişilikler hakkında bilgi sahibi olması sonucunu beraberinde getirmektedir.
Özetlemek gerekirse, TSD içinde bulunduğumuz çağda kendi ihtiyaçlarına ve zevklerine göre okumak istediği metni seçme özgürlüğüne sahip olmaya başlayan çocuk okurun severek okuduğu fantastik çocuk edebiyatı türüne özgü öğeler içeren bir dizi öyküdür. Yazar Daniel Handler’ın çok yönlü kişiliğini ve farklı konu alanlarındaki bilgi birikimini yazarlık becerisiyle birleştirip oluşturduğu metinlerde çocuk okuru ‘gerçek hayatın acımasızlığı’ na hazırlayan birçok ders mevcuttur ancak bu unsurlar metnin içine okuma deneyimini sekteye uğratmadan, edebiyatın estetiği içinde dahil edildiğinden buyurgan bir doğruculuktan söz etmek mümkün değildir. Aksine okur kendini, kendi gerçekliğine uygun, eğlenceli, zorluklarla ve çözümlenmesi, anlaşılması gereken sorunlarla dolu bir maceranın içinde bulur ve birbirine ipuçlarıyla bağlı öyküleri sonuna dek sıkılmadan okur.

 

                                                                                                     Burcu Yılmazoğlu Ün

KAYNAKÇA

 

DAFOE, D.: 2002                              Robinson Crusoe, çev. Akşit Göktürk, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul

SNICKET, L.: 2008                          Birinci Kitap Kötü Günler Başlarken, 12. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2007                          İkinci Kitap Sürüngen Odası, 9. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2007                          Üçüncü Kitap Uçuruma Bakan Pencere, 7. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2007                          Dördüncü Kitap Bitik Orman, 6. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2007                          Beşinci Kitap Katı Kurallar Okulu, 7. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2006                          Altıncı Kitap Alacakaranlık Bulvarı, 4. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2004                          Yedinci Kitap Karga Laneti, 2. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2004                          Sekizinci Kitap Dehşet Hastanesi, çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2005                          Dokuzuncu Kitap Karnaval Ucubeleri, çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2005                          Onuncu Kitap Kaygan Yamaç, 2. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2005                          On Birinci Kitap Mantar Mahşeri, 2. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2007                          On İkinci Kitap Evvelki Tehlike, 2. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

SNICKET, L.: 2007                          On Üçüncü Kitap Son, çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul

TODOROV, T.: 2004                        Fantastik: Edebi Türe Yapısal Bir Yaklaşım, çev. Nedret Öztokat, Metis Eleştiri, İstanbul s.30-62.

Elektronik Kaynaklar

Ginny Wiehardt, “Daniel Handler, aka Lemony Snicket”, 2006 (Çevrimiçi) http://fictionwriting.about.com/od/interviews/a/lemony.htm, 2 Haziran 2010

Tzvetan Todorov, Fantastik: Edebi Türe Yapısal bir Yaklaşım, çev. Nedret Öztokat, Metis Eleştiri, İstanbul, 2004 s.47

Ginny Wiehardt, “Daniel Handler aka Lemony Snicket”, 2006 (Çevrimiçi) http://fictionwriting.about.com/od/interviews/a/lemony.htm, 2 Haziran 2010

Lemony Snicket, Üçüncü Kitap: Uçuruma Bakan Pencere, çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul, 2002

Lemony Snicket, Dokuzuncu Kitap: Karnaval Ucubeleri, çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul, 2005

Lemony Snicket, Yedinci Kitap: Karga Laneti, 2. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul, 2004

Lemony Snicket, Onüçüncü Kitap: Son, çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul, 2007

Daniel Defoe, Robinson Crusoe, çev. Akşit Göktürk, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2002

Lemony Snicket, Üçüncü Kitap:Uçuruma Bakan Pencere, 7. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul, 2002

Lemony Snicket, Altıncı Kitap:Alacakaranlık Bulvarı, çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul, 2004

Lemony Snicket, Onbirinci Kitap: Mantar Mahşeri, 2. bs., çev. Nurettin Elhüseyni, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş., İstanbul, 2005

Adı geçen eserlerin yalnızca isimlerine ulaşılmış, eserler çalışmanın konusuyla doğrudan ilgili olmadıkları için incelenmemiştir.






Tüm Yayın Hakları sozelti.com tarafından saklı tutulmaktadır.
Yazıların izinsiz olarak çoğaltılması yasaktır. Yazıların üçüncü kişilere verilmesi, izinsiz olarak çoğaltılması ve kaynak gösterilmeden kullanılması halinde hukuki işlem hakkını saklı tutarız
Copyright by Sozelti