Makaleler

Şiddet Unsurunun Çocuk Edebiyatında Yeri Var Mıdır?

Şiddet unsuru geçmişten günümüze çocuk edebiyatında sıkça karşımıza çıkmıştır. Ancak son yıllarda şiddete çocuk edebiyatında verilen yerin doğruluğu tartışılmaya başlanmıştır. Bu durum, çağdaş hikâyecilerin peri masalı klasiklerinde “korkunç” olarak nitelendirilen kısımları değiştirip günümüz okurlarına daha kabul edilebilir bir metin sunma çabalarıyla ortaya çıkmıştır. Hikâyelerdeki şiddet unsurunu ortadan kaldırmak gerçekten de çocuk edebiyatının daha nitelikli olmasının yolunu açabilir mi? Birçok bilim insanı, doğru şekilde kullanıldığı takdirde şiddet unsurunun bazı çocuk kitaplarında işlevsel olabileceğini savunmaktadır. Onlara göre çocuklarda şiddet eğiliminin ortaya çıkmasında, şiddet içerikli edebiyatın bir etkisi yoktur. Bilakis, nitelikli edebiyatta yer alan şiddet unsurunun çocukların hayatında olumlu etkilerinin olduğu bile söylenebilir. Çocuk okurlar çoğu zaman içinde şiddeti barındıran hikâyelere bizzat kendileri ilgi duymaktadır. Bu da genellikle hikâyelerde resmedilen şiddet içerikli durumlarla ilişkilendirilebilir ve eğer etkili bir şekilde kaleme alındıysa bu tip durumlar, çocuğa gündelik hayatında karşısına çıkabilecek şiddet olgusundan nasıl uzak durabileceğini öğretmek amacı ile kullanılabilir.

Bazı eleştirmenlerin düşüncelerinin aksine çocuk hikâyelerindeki şiddet unsuru son zamanlarda ortaya çıkmış bir olgu değildir. Şiddet unsurunun izlerini çocuk hikâyelerinin ilk örneklerinde dâhi görmek mümkündür. Söz konusu hikâyelerde bu unsur, eğitici bir öğe olarak yer almaktadır. ”Şiddet” yüzyıllardır çocuk edebiyatında önemli bir role sahiptir. Fakat Maureen Nimon (1993)’ın da çocuk edebiyatındaki şiddet konulu makalesinde işaret ettiği gibi “Şiddetin çocuk kitaplarındaki yerinin bu kadar açık bir biçimde sorgulanması son yıllarda ortaya çıkmıştır” (s.31).  Nimon (1993)’a göre bu unsur yüzyıllardır kötünün genellikle fiziksel anlamda cezalandırıldığı, iyinin ise her zaman kazandığı eğitici kitaplarda kendisine bir yer bulmuştur (s.29).  Son dönem kitaplarından olan Eve Bunting’in Smoky Night (Sisli Gece) ve Clark Taylor’ın The House That Crack Built (Çatırdayan Ev) isimli eserlerini inceleyen Dianne Koehnecke (2001), kitapların eğitici formatta olmalarının yanı sıra şiddet ve uyuşturucu gibi tartışmalı temalara da yer vermesini eleştirmektedir. “Söz konusu iki eserin eğitici nitelikte olmaları çocuk edebiyatı açısından yeni bir durum değildir elbette” diyen Koehnecke şiddet içerikli ya da şiddet eğilimli eğitici edebiyatın tarihçesi hakkında kısa bir bilgilendirme sunmaktadır (Koehnecke, 2001, s.18).  Viktoryan dönemi kitaplarına da değinen Koehnecke (2001), söz konusu kitapların özellikle “vaaz verici” nitelikte olduğunu ve bunların pek çok yetişkin tarafından günümüzde çocuklara uygun bulunmadığını ifade eder. Zira bu kitaplar karanlık yanları olan, şiddet içerikli eserlerdir (s.19).

Öte yandan, yetişkinler tarafından ne kadar uzak tutulmaya çalışılsalar da çocuklar genellikle şiddet ve korku unsurlarına meraklıdırlar. Bu durum, onlar şiddet içerikli edebiyata maruz kalmasalar da böyledir. Çünkü şiddet ve korkuya yatkınlık çocukların doğalarında vardır. Peri masallarındaki şiddeti ve bu unsura çocukların verdiği tepkileri analiz ettiği çalışmasında Christina Moustakis (1982), L.B. Ames ve E.G. Pitchers’ın çalışmalarından alıntı yapar. Zira söz konusu çalışmalarda çocukların yarattıkları hikâyelerde saldırganlık temasının oldukça yaygın olduğu gözler önüne serilmiştir. Moustakis (1982), bahsi geçen durumun nedeninin insanoğlunun doğasının temel taşlarından olan saldırganlık ile ilintili olduğunu belirtir ve çocukların bu durumla hikâyeler yaratarak baş edebildiklerini ortaya koyar. Saldırganlığın tüm insanların doğasında var olan bir duygu olduğunu göz önünde bulunduracak olursak, çocuk kitaplarından şiddet öğelerini ayıklamanın boş bir çaba olacağı açıktır.
Moustakis (1982), çocukları korkutmamak adına onları şiddet unsurundan uzak tutmayı yanlış bir karar olarak değerlendirmektedir. Ayrıca “Gulyabani ve canavarlardan arındırılmış hikâyeler ile uyku vakti sendromlarının hafifleyeceğini düşünenler, ‘günah keçisi’ yaptıkları canavarların çocuklarının geniş hayal dünyalarında her şeye rağmen ortaya çıkması karşısında ümitsizliğe kapılacaklardır” der. Başta şiddet içeriklikliler olmak üzere korkutucu öğelerin çocukları travmaya sürüklediğini savunan kesime rağmen söz konusu “kötü” öğeler karşımıza çıkmaya devam edecektir. Çünkü çocuklar hiçbir edebi esere ihtiyaç duymadan, salt kendi hayal dünyaları ile bu öğeleri canlı tutabilmektedirler. Çocukların hayal dünyalarının şiddet içerikli durumlar yaratma konusunda ne kadar başarılı olduğuna değinen Bronwyn T. Williams (2004), ebeveyn ve öğretmenlerin söz konusu içeriklerden onları uzak tutma çabalarının bile çocukların hayal dünyalarına ilham verebileceğini belirtmiştir. Vurgulamak istediği noktayı bir de örnekle gözler önüne sermiştir: “Oğullarını şiddetten uzak tutma konusunda çok titiz davranan hatta bu sebeple onlara oyuncak silah dâhi almayan bir çift bir gün mutfak pencerelerinden gördükleri manzara karşısında donup kalmışlardır. Zira bahçedeki oğulları ellerindeki sopaları birbirlerine doğrultarak ateş ediyormuş gibi sesler çıkarmaktadır” (Williams, 2004, s.511). Bu durum ‘günah keçisi’ yapılan kitapların çocukların oynadıkları oyunlarda ya da hayal dünyalarında yarattıkları hikâyelerde kendini gösteren şiddet unsurları ile bir alakasının olmadığını ortaya koymaktadır.

Şiddet içerikli hikâyelere olan beğeni özellikle erkek çocuklarda daha yaygın durumdadır. Ancak okudukları kitapların öğretmenleri tarafından doğru bulunmaması sonucunda aslında büyük bir okur ya da yazarlık potansiyeli olan bu çocukların edebiyata olan ilgilerinin azalması oldukça endişe vericidir. Williams (2004), öğretmenlerin ve ebeveynlerin son yıllarda şiddet içerikli çocuk edebiyatına karşı neden bu kadar hassaslaştıkları konusunda oldukça önemli bir saptamada bulunmuştur. Ona göre, “Öğretmen ve ebeveynlerin asıl korktuğu, şiddetin kitap sayfalarını aşarak sınıf ortamında patlak vermesidir” (s.512). Williams (2004), bu korkunun son zamanlarda okullarda meydana gelen silahlı saldırı vakaları ile iyice tırmandığını belirtmektedir. Ona göre söz konusu korku ve panik durumunun gerisinde erkek çocuklarının kurgu ile gerçek zamandaki “şiddet” olgularını birbirlerine karıştırdıkları düşüncesi vardır (s.512). Ancak söz konusu düşünce esasen yanlıştır. Zira erkek çocuklarının çoğu, hikâyelerdeki şiddeti gerçek hayattaki şiddetten ayırabilmektedir. Düşüncesini desteklemek için kendi küçük oğlunu örnek gösteren Williams, oğlunun şiddet içerikli hikâyeler yazma konusunda çok yetenekli fakat gerçek hayatta son derece yumuşak huylu ve sakin bir çocuk olduğunu belirtmektedir. Pek çok erkek çocuk okullarda ‘uygunsuz’ olarak nitelendirilen şiddet içerikli kitaplardan zevk almaktadır. Ancak bu kitapların sınıfa getirilmesinin yasaklanması faydadan çok zararla neticelenmektedir. Oğluna öğretmenleri tarafından, etkisine kapıldığı okuma ve yazma eyleminin değersiz ve potansiyel olarak tehlikeli olduğu bazen üstü kapalı bazen de açık açık telkin edilen Williams (2004) oldukça endişelidir (s.513). Öğrencilerinin en fazla ilgisini çeken yazın türünü okumalarına ya da bu türde kendi yaratıcılıklarını göstermelerine izin vermeyen öğretmenler, çocukların edebiyatın herhangi bir türüne karşı geliştirebilecekleri muhtemel sevgiyi bastıracak, bunun bir sonucu olarak da yazın öğretmenin birincil amacını yerine getiremeyeceklerdir.
Pek çok kişiye göre, şiddet çocuk hikâyelerine dâhil edilmelidir. Çünkü bir ölçüde çocuk kitapları, okurlarının gözünde gerçek dünyanın doğru bir portresini çizebilmelidir. Kenneth B. Kidd (2005) son yıllarda ortaya çıkan, gençlerin edebi metinlerde şiddet ve kötülükten uzak tutulması gerektiği düşüncesine karşıt yeni eğilimi ele almaktadır. Kidd, çocuk edebiyatına oldukça ağır adımlarla girmeye çalışan soykırım hikâyeleri ile hâlihazırda kitapçılardaki yerini almış ‘11 Eylül 2001 trajedisi’ merkezli çocuk kitaplarını karşılaştırmakta, çoğunluğu 2002’de yayımlanmış 9/11’i konu edinen yirmiden fazla çocuk kitabına değinmektedir (Kidd, 2005, 8). Kidd (2005), düşüncelerini şu sözlerle dile getirmektedir: “Belki de çocuğu şiddet içerikli edebiyatla tanıştırmanın zamanı gelmişti. Ne de olsa  ‘kötü’ olanın varlığını inkâr etme ya da çocuğun kötü ile karşılaşmasını engelleme lüksümüz kalmadı”. Aslında şiddet olgusu her zaman çocuk edebiyatında kendisine yer bulmuştur. Son yıllarda ortaya çıkan farklılık, tüm dünyayı etkileyebilecek, katliam gibi daha geniş çaptaki şiddetin ve daha sert konuların işlenmeye başlamasıdır. Bahsi geçen konular gençlere insanoğlunun karanlık yönünü ve felaket olgusunun önemli tarihçesini gözler önüne sermesi yönünden değerli addedilmektedir. Kendisini şiddet içermeyen çocuk edebiyatına adamış Whitehead dâhi Nimon (1993)’ın da bir makalesinde değindiği şu sözleri dile getirmiştir: “Her ne kadar can sıkıcı olsalar da, gençlerin gerçeklerle yüzleşmelerini sağlayacak kitaplara ihtiyaç duyulmaktadır” (s.31). Whitehead’in sözleri şiddetin ne olursa olsun çocuk edebiyatında bir yerinin olduğunu gözler önüne sermektedir. Çünkü şiddet, yetişkinlerdeki koruma psikolojisine rağmen çocuklara, yaşadıkları dünya hakkında farkında olmaları gereken yönleri doğru bir şekilde sunmaktadır.

Öte yandan, pek çok çocuğun gerçek hayatta maruz kaldığı ya da kalacağı şiddeti konu edinen edebiyat onlara bu tip zorluklarla en doğru şekilde nasıl baş edebileceklerini göstermesi açısından oldukça değerli bir fırsattır. “Smoky Night” (Sisli Gece) incelemesinde Koehnecke (2001), çocuk edebiyatı ile ilgili bir tartışmada söz alan bir öğretmenden bahsetmektedir. Söz konusu öğretmen dersinde okuttuğu, 1990’lı yılların başında Los Angeles’ta meydana gelen ayaklanma ve yangınlar konulu kitabın öğrencilerine çok faydalı olduğuna değinmiştir. Koehnecke (2001)’in de bahsettiği üzere farklı özelliklere sahip öğrencilerin tamamı kitabı çok sevmiş, benzer olayların yaşandığı kendi mahallerinde meydana gelen yangınlardan örnekler vermişlerdir (s.22). Pek çok çocuk için ‘şiddet’, edebiyat vasıtasıyla maruz kalınan ‘yabancı’ bir olgu değildir. Aksine iyi edebiyat şiddet olgusuyla çocuğun anlamlandırabileceği bağlar kurar. Koehnecke (2001)’in de belirttiği gibi okurlar kendilerini “Smoky Night” (Sisli Gece)’deki gençle özdeşleştirebilmektedir. Bunun nedeni şüphesiz söz konusu gencin şiddetten korkmasına karşın ayaklanmaların ardındaki sebebi anlayabilmesi ve çocuklar için iyi bir model oluşturabilmesidir (s. 20). Şiddet çocuklar için de hayatın bir gerçeği olduğuna göre, benzer senaryolarla dolu edebi örneklerin olması oldukça önemlidir. Böylelikle şahit oldukları şiddet eylemleri üzerine tartışabilmeyi ve onları gerçekten anlayabilmeyi öğrenebileceklerdir.

Pek çok kişi şiddet içerikli bir edebiyatın çocuk açısından faydalı olabileceğini savunmaktadır. Özellikle de çocuğa hayatındaki çatışmalarla nasıl baş edebileceğini öğretmesi açısından. Jennifer Armstrong (2003) bu noktada kendisinin yönettiği yazarlık atölyesi çalışmalarında erkek çocukları arasında sıkça gözlemlediği bir problemden söz etmektedir.  Ona göre söz konusu çocuklar, hikâyelerine olayların çözümlendiği bir bölüm yazmaları gerektiğinde genellikle bir sonuç hayal edememektedirler. “Bu durumun üstesinden gelebilmenin tek yolu olarak da hikayeyi bir yıkım veya kaos anı ile neticelendirmekte bulmaktadırlar” (Armstrong, 2003, 5). Armstrong, söz konusu öğrencilerin çok az kitap okuyan bir çocuğun bile sıkça karşılaştığı muhtemel sonuçları ve yaratıcı finalleri akıl edemiyor olmalarının özellikle altını çizmektedir. Ayrıca Armstrong bu çocukların, hayatlarının ilerleyen dönemlerinde karşılarına çıkacak problemlerle mücadele konusunda zorlanacaklarını belirtmektedir. Çünkü başlarına gelen durumla ilgili onları yönlendirebilecek edebi bir içerikle karşılaşmamış olacaklardır. Ona göre, “Bu çocuklar büyüdüklerinde ve herhangi bir çözüm üretemeyecekleri zorluklarla karşılaştıklarında okula gerçek silahlar getirmeye başlayacaklardır” (Armstrong, 2003, 14).

O halde çocuklar gerçek hayatta karşılaşabilecekleri zorluklarla mücadelelerinde vahşi çözümlerden kaçınırken, onlara engellerin üstesinden gelebilmeleri konusunda yol gösterebilecek şiddet unsurları içeren bir edebiyata ihtiyaç duymaktadırlar. Moustakis (1982), “Peri masalları ile çocukların iç dünyalarındaki canavarlarla buluştuğuna ve dolaylı yoldan da olsa içlerindeki canavarları her bir masalın sonunda tekrar tekrar yendiğine” inanmaktadır. Peri masalları genellikle vahşi ve tehlikeli sahneler içerse de bu tür masalların çocuğun hayatındaki önemi yadsınamaz. Kristine Miller (2009)’a göre peri masallarının yanı sıra savaş hikâyeleri de çocuğa hayattaki çatışmalarla mücadelenin en sağlıklı yolunu göstermektedir. Pek çok çocuk kitabının savaşın travmatik yönlerinden bahsetmekten kaçındığını belirten Miller, kitapların şiddetten bir kaçış yolu olmaması gerektiğini savunmaktadır. Aksine bu tür kitapların, “savaşmakta olan bir ulusun bireylerinin değişen sosyal ve politik koşullar arasında nasıl sıkışıp kaldığını ortaya koyması gerektiğine” inanmaktadır (Miller, 2009, 11). Savaş her daim dünyanın herhangi bir yerinde var olduğuna ve hiçbir zaman da yok olmayacağına göre, çocukların “değişken ve savaş yorgunu bir dünyada bireysel ve sosyal kimliklerini nasıl devam ettirebileceklerini” erken yaşta öğrenmeleri önemlidir (Miller, 2009). Yapıcı düşünme üzerindeki bu vurgu, şiddet olgusu edebiyata dâhil edildiğinde ciddi bir rol oynayabilecektir.

Çocukların şiddete o veya bu şekilde kapılıp gittikleri su götürmez bir gerçektir. Bununla birlikte masallardaki şiddet genellikle ahlaki değerlerin altını çizebilmek için vardır. Araştırmalar gençlerin söz konusu masalları yalnızca şiddet içerikli olmalarından dolayı okumadıklarını,  onları bu masallara çeken şeyin genellikle şiddeti de içinde barındıran iyi bir konu ve yaratılan belirsizlik duygusu olduğunu ortaya koymaktadır (Williams, 2004, 513). Öte yandan şiddet içerikli çoğu hikâye, sınıfta tartışılmaya değecek pek çok diğer unsuru da bünyesinde barındırmaktadır. Moustakis (1982), “Hamlet’in (en sondaki katliam sahnesinin) ya da Grimm kardeşlerin dehşet dolu hikâyelerinin gençlere sosyal değerleri aşıladığını göz ardı edebilir miyiz?” diye sorarken aslında şiddetin pek çok durumda bir amaca hizmet ettiğini ifade etmektedir. Koehnecke (2001) son zamanlarda yayımlanmış kitaplar üzerindeki incelemelerini göz önünde bulundurarak, “Şiddet içerikli olmaları bir yana söz konusu eserler her şeye rağmen ahlaki değerlere de sahiptir, bu sebeple de fikir alışverişleri için oldukça etkili araçlar olarak kullanılabilirler” demiştir (s.17).

Şiddet unsurunun bir amaca hizmet ettiği düşüncesi hikâyenin hangi dönemde yazıldığı dikkate alınmaksızın desteklenmelidir. Çünkü halk masallarından en kanlı hikâyelere kadar, şiddetin her eserde mutlak bir amacı vardır.            Moustakis (1982), peri masallarında şiddetin suçluları cezalandırma ve adaleti sağlama aracı olarak kullanıldığını belirtmektedir.  Ona göre, “Peri masalları adalet ve ceza kavramlarını çocukların anlayabileceği bir şekilde sunmaktadır” (1982, 6). Bu gibi masallarda şiddet kötü karakterler için kabul edilebilir bir son olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle de hikâyede betimlenen karakterler, net çizgileri olan, iyi ya da kötü diye ayırabileceğimiz türden ise şiddet etkili bir strateji olmaktadır. Öte yandan peri masalları da dâhil olmak üzere kaliteli çocuk edebiyatının şiddet içerikli pasajlarındaki korkunç detaylarla ilgili oldukça az bilgi vardır. Moustakis (1982), peri masallarındaki adalet ve cezanın her zaman süratle gerçekleştiğini, çığlıklara, ıstıraba ve kana başvurulmadığını belirtmektedir. Şiddet yalnızca çocukların ilgisini çektiği için yer bulmaz hikâyelerde, daha çok bir noktaya gönderme yaptığı için vardır. Çocuk edebiyatının ‘kanlı’ bölümlerindeki vurgunun kaldırılma çabası tam da bu yüzdendir.

Bu düşünce şiddet içerikli çocuk edebiyatını değerlendiren pek çok kişinin savunduğu bir görüşle de alakalıdır. Söz konusu görüşe göre şiddet çocuk edebiyatının bir parçası olacaksa, ya ortaya çıkardığı sonuçlar ya da ona alternatif yöntemler üzerinden ele alınmalıdır. Nimon’a göre (1993) pek çok kişi şiddet ve çatışma içerikli çocuk kitaplarının faydalı olduğu fikrini paylaşmaktadır. Ancak şiddetin neden olduğunu acının gözler önüne serilmesi oldukça önemlidir (s.31). Eğer öğretmenler ve ebeveynler çocuklarla, şiddetin hem uygulayan hem de maruz kalan için olumsuz sonuçları olduğunu gösteren hikâyeler paylaşırlarsa, çocukların gerçek yaşamlarında karşılaştıkları zorluklarda şiddete başvurmaları düşük bir ihtimal olacaktır. Whitehead ve savaş önleme misyonlu Güney Avusturalyalı Psikologlar Birimi’nin de aralarında bulunduğu, “şiddetsiz” çocuk edebiyatı savunucuları bile şiddetin çocuk edebiyatına dâhil edilmesini faydalı görmektedirler, özellikle de şiddete yapıcı alternatifler sunuluyorsa. (Nimon, 1993, s.31) Kısacası bir kitabın hassas öğretmenler ve ebeveynler tarafından ‘uygun’ olarak addedilmesi için söz konusu kitabın şiddete başvuruyu mazur gösterecek birtakım ahlaki değerleri bünyesinde bulundurması gerekmektedir.

              Hoşa gitsin veya gitmesin şiddet, insanlığın yüzyıllardır göğüs germeye çalıştığı önemli bir yönüdür. Çocukların iyi yahut kötü, hayatın tüm gerçeklerinden haberdar olmaları gerektiğinden hareketle, çocuk edebiyatına odaklanmak oldukça yerinde ve faydalı olacaktır. Etkili ve titizlikle kullanıldığı müddetçe ‘şiddet’ edebi açıdan pek çok amaca hizmet edebilmektedir. Bu yolla edebiyatta yer bulan şiddet, çocuklardaki şiddet eğilimiyle ilişkilendirilemez. Aksine okumaya olan isteğin artmasına ve gerçek hayatta karşılaşılabilecek çatışma ve şiddetle baş etme yollarının kavranabilmesine yardımcı olur. Edebiyattaki şiddet unsurunun genç okurlar için pek çok faydasının olması bir yana, sınıf ortamında bir eserin ‘okunmaya değer’ olarak nitelendirilebilmesi için yukarıdaki tartışmaların da gösterdiği üzere birtakım kriterlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Şiddet içerikli edebiyat yanlılarının bu noktada dikkat etmeleri gereken, seçtikleri eseri titizlikle incelemeleridir. Söz konusu eserde şiddet unsurunun, şiddetin sonuçlarını göstermek ya da şiddete alternatif yollar sunmak gibi bir amacının olup olmadığını sorgulamak oldukça önemlidir. Maalesef şiddet, insan doğasından tamamen silinip atılamayacak bir yöndür. Çocuklar eğitici ve yararlı edebiyat sayesinde şiddeti yakından tanısalar da, gerçek hayattaki çatışma ve şiddetle bilinçli bir şekilde yüzleşmek onlar için çok daha iyi bir fırsat olacaktır.

Armstrong, J.  (2003).  Narrative and violence.  The Horn Book Magazine. Retrieved November 18, 2009 from http://www.hbook.com/magazine/articles/2003/mar03_armstrong.asp.
Bunting, E. (1994). Smoky night, D. Diaz, illustrator.  Harcourt Brace.
Kidd, K. (2005). “A” is for Auschwitz: Psychoanalysis, Trauma Theory, and the Children’s Literature of Atrocity. Children’s Literature (33), 120 – 149.
Koehnecke, D. (2001). Smoky night and crack: controversial subjects in current children’s stories. Children’s Literature in Education (32), 1, 17 – 30.
Miller, K. (2009). Ghosts, gremlins, anåd “the war on terror” in children’s blitz fiction.Children’s Literature Association Quarterly, (34)3, 272-284.
Moustakis, C. (1982).  A plea for heads: Illustrating violence in fairy tales. Children’s Literature Association Quarterly (7)2, 26 – 30.
Nimon, M.. ( 1993).  Violence in Children’s Literature Today [microform] / Maureen Nimon  Distributed by ERIC Clearinghouse, [Washington, D.C.]  http://www.eric.ed.gov/contentdelivery/servlet/ERICServlet?accno=ED399935
Taylor, C. (1992). The house that crack built, J. T. Dicks, illustrator.  Chronicle Books.
Williams, B.T. (2004, March). Boys may be boys, but do they have to write that way? [Literacy & Identity department]. Journal of Adolescent & Adult Literacy, 47(6).http://www.readingonline.org/newliteracies/lit_index.asp?HREF=/newliteracies/jaal/3-04_column/index.html
Armstrong, J.  (2003).  Narrative and violence.  The Horn Book Magazine. Retrieved November 18, 2009 from http://www.hbook.com/magazine/articles/2003/mar03_armstrong.asp.

 

Çeviren: Leman Kamer Bilgiç
(İstanbul Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık Yüksek Lisans Öğrencisi, İngilizce Öğretmeni)

Metnin orijinal adı: Does Violence Have A Place In Children’s Literature?
Yazarı: Megan Creasey

Kaynak:  http://oneotareadingjournal.com/2010/does-violence-have-a-place-in-children%E2%80%99s-literature/




Tüm Yayın Hakları sozelti.com tarafından saklı tutulmaktadır.
Yazıların izinsiz olarak çoğaltılması yasaktır. Yazıların üçüncü kişilere verilmesi, izinsiz olarak çoğaltılması ve kaynak gösterilmeden kullanılması halinde hukuki işlem hakkını saklı tutarız
Copyright by Sozelti
chaussure foot polo ralph lauren chaussure marque Chaussure nike Bijoux nike roshe run femme nike blazer lunette soleil chaussure femme nike roshe Air max nike lunette soleil carrea nike air force nike chaussure adidas yeezy chaussure new balance lunette soleil oakley nike huarache Chaussure asics nike air huarache
Asics lunette de soleil oakley scarpe asics nike free nike roshe hogan Scarpe nike air force Puma Chaussure puma nike presto scarpe Puma Scarpe Adidas adidas femme Scarpe nike huarache chaussure reebok Scarpe Scarpe hogan nike shox
michael kors Ray ban nike huarache Adidas Scarpe Abbigliamento Asics nike flyknit scarpe converse Scarpe air jordan scarpe da calcio nike free nike cortez nike roshe air max
hollister uk balenciaga trainers nike trainers uk adidas trainers Adidas Superstar uk nike football boots uk nike air force uk puma uk abercrombie and fitch uk gucci belt uk nike shox uk jimmy choo uk nike blazers uk giuseppe zanotti uk adidas tubular uk