Makaleler

Northanger Manastırı’na İronik Bir Yolculuk

  1. Giriş:

Edebiyatın insan üzerinde psikolojik etki yaratan silahlarından biri olan ironi, Jane Austen’ın
bu romanında çarpıcı bir şekilde kullanılmıştır. Viktorya Dönemi’nin kuşkusuz en önemli kadın
yazarından biri olarak kabul edilen Jane Austen’ın romanlarının günümüze kadar ses getirmesinin en
önemli nedenlerinden biri, onun nükteli ve eleştirel dili olmuştur. Jane Austen romanları, klişeleşmiş
Viktorya Dönemi kadınlarını ön plana çıkarmayı amaçlar. Özellikle, yarattığı kadın karakterlerle
dönemin toplumunu mizahi bir dille ele alan Austen, Northanger Manastırı’ndaki genç ana karakter
Catherine’i yaratarak, bir parodiye imza atmıştır. Austen, bu romanında Ann Radcliffe’in
“Udolpho’nun Gizemi”(Mysteries of Udolpho) adlı romanından esinlenmiştir. Toplumsal eksiklikleri
ve Romantik Dönem’den arta kalan tozpembe rengi, 19. yy. gerçekleriyle tanıştıran Austen,
okuyucuyu güldürürken aynı zamanda da düşündürme özelliğine sahiptir. Çünkü yazar bu romanında,
yine aynı dönemin en önemli kadın yazarlarından olan Mary Ann Evans (George Eliot) gibi kendini
bir mahlasın ardına saklamak yerine Henry Tilney’i yaratarak dolaylı yoldan o dönemin toplumunu,
edebiyatı, evliliği ve kadının toplumdaki yerini eleştirir. Henry, toplumun gerçeklerini temsil eder.
Catherine’i hep söz oyunlarıyla sınar. Tabii Catherine onun ne demek istediğini anlamamaktadır.
Çünkü aynı zamanda naif ve tecrübesiz bir özelliğe de sahiptir. Yazar bir “Oluşum Romanı
(Bildungsroman ya da Erziehungsroman) yazmıştır. Okuyucu Catherine’in çocukluğuyla tanıştırılır.
Çocukluğunda Catherine tam bir oğlan çocuğu gibi davranmaktadır. Okuyucu, Catherine’in nasıl bir
genç kıza dönüştüğüne tanık olmaktadır. Austen’ın 12 yaşına kadar Gotik hikâyeler yazdığını da ek
bilgi olarak belirtmek isteriz. Catherine, çocukluğunda zayıf, ince yapılı, solgun ve siyah saçlı bir kız
olarak anlatılır. Böylece okuyucu Gotik bir roman okuyacağı hissine kapılır. Fakat Austen bir güldürü
unsuru yaratmıştır. Şimdi romanın kısaca özetine bir göz atalım.

  1. Özet:

Catherine Morland, on çocuklu bir ailenin kız çocuğudur. Fullerton’da ailesiyle yaşamaktadır.
Çocukluğunda erkeklerin düşkün olduğu oyunları oynamaktadır. On beş yaşına geldiğinde ise; güzel
bir genç kız olmuştur. Yakınları olan Bay ve Bayan Allen onu çok sevmektedir ve Bay Allen’ın
gut hastalığıyla ilgilenmesi için Catherine’i Bath’e davet ederler. Catherine bunu duyunca çok mutlu
olur. Bath’te Catherine, Bayan Allen ile birlikte bir baloya katılır. Ve bu baloda Bayan Allen’ın

 

Yeditepe Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi

tanıdıkları Tilney’ler ve Thorpe’larla tanışır. Özellikle yaşıtı Isabella Thorpe ile çok yakın iki
arkadaş olurlar.
Hatta Isabella Catherine ile Gotik romanlar hakkında konuşur. Fakat Belle (Isabella), Catherine’e
(Cath’e) göre daha “rahat” bir kızdır. Erkeklerle flört etmeyi sever, tam bir moda avcısıdır ve ikiyüzlü
bir materyalisttir. İşte Cath, Belle’in bu tarafını çok geçmeden fark eder. Her ne kadar zıt karakterlere
sahip olsalar da, bu iki kız, Cath’in alttan almaları sayesinde, arkadaş kalırlar. Cath, bu olanları sineye
çeker ta ki Belle, Cath’in ağabeyini Henry Tilney’in erkek kardeşi olan Yüzbaşı Frederick Tilney ile
aldatana dek.
Cath, Bath’te kaldığı süre içinde Henry Tilney, Henry’nin kız kardeşi Eleanor, Belle ve Belle’in erkek
kardeşi John Thorpe ile arkadaşlık eder.
John Thorpe, Henry Tilney ile kıyaslandığında, daha kaba bir gençtir. Örneğin; John, Cath’in önünde
paradan bahseder, kıs kardeşini küçük düşürücü sözler söyler ve de materyalisttir. Bu yönleri
bakımından Henry’nin babası General Tilney ile özdeşleşirler. Mesela; General Tilney kendi varlığını
Bay Allen’ınkileriyle kıyaslamaya başlayacaktır. John ve General Tilney tipik bir Gotik anti-
kahramanlarıdır.
Bir gün genç arkadaşı Henry Cath’i Northanger Manastırı’na davet eder. Cath, kendini korkutucu bir
Gotik mimariyle inşa edilmiş bir manastıra gideceğinin hayalini kurar. Fakat Cath manastıra
vardığında gördükleri karşısında hayal kırıklığına uğrar. Çünkü ana karakterimiz hayal gücünün ona
oynadığı bir oyunla karşı karşıyadır.  Hatta Henry, Cath’in hayal gücüyle alay etmek için bir “mock
story”  (sahte bir hikâye) anlatır. Cath, bundan çok etkilenir.
Okuduğu Gotik romanların etkisi ve Henry’nin ona anlattığı sahte hikâyenin etkileriyle Cath,
Henry’nin babası General Tilney’nin eşi Bayan Tilney’i öldürdüğünü düşünür. Hayal gücünün ve
okuduğu romanların etkisi, bir insanın günahını almasına neden olacaktır. Cath’e göre, General’in
yaptığı her hareket, onun, eşi Bayan Tilney’i öldürdüğünü düşünmesine sebep olur.
Bunun yanı sıra, Cath ve Henry arasında pek çok konu konuşulur. Örneğin, dansın bir evliliğe
benzetilmesi ya da edebiyat konuları açılır. Henry potansiyel bir eleştirmendir. Cath ile aralarında
gülünç ama aynı zamanda da Cath’i küçük düşürücü yani ironik diyaloglar oluşur. Bu makalede
özellikle Henry Tilney’in aslında Jane Austen’ın “saklı sesi” olduğu ve bu sesin ne mesajlar verdiği
incelenecektir. Mazokistik bir aşkın hissedildiğini düşündüğümüz bu roman, Henry ve Cath’in
evlenmeleriyle sonuçlanır. Ayrıca Cath, sınırsız hayal gücünün suçunu Henry’nin anlattığı “sahte
Hikâyeye” ve okuduğu Gotik romanlara atar.


Northanger Abbey Pinguin Classics

  1. İroni Üzerine:

 

Tarihler boyunca iyi edebiyat, ironi tekniğinin kullanıldığı edebiyat olarak varsayılır. Entelektüel
insanlar tarafından kullanılan ironi, Yunanca iki kelimeden oluşur; eiron ve alazon.
Hutcheon’a göre, yapılan ironinin anlamı bakış açısına göre değişmektedir İroni bir kuruntu gibidir.
Ne siyahtır, ne de beyaz. Gri gibidir rengi Metale benzetilebilir hatta. İroni bir insanın kullanabileceği
en yaralayıcı silahtır. İğne gibidir. Sözlerde saklı olan bir şeyler vardır ve bu da sizi rahatsız eder.
Aristoteles’e göre ironi,” eziyet eden güç” ve” intikam alma hırsı” olarak adlandırılır. İronide, mesajı
alan her zaman kurbandır. İronide maksat önemlidir. Yani ironistin mesajı ne derecede verdiği önem
taşır. Bu teknik yaralayıcı olduğu kadar aynı zamanda da oyuncudur. İşte ironist, yaptığı ironinin
saldırganlığını, takındığı bu oyuncu tavırla gizler ve kırıcılığı azaltır. İroniye maruz kalan kişi ya da
kişilerin zihninde yapmış oldukları hatanın verdiği şüphe ve suçluluk duygusuna kapılır. İronist
ise; doğruluğun anlaşılmaması için, ironiye maruz kalan kişi veya kişilerin aklını başka yöne doğru
çeker. Bu da ironinin ironisi olur.  .
İroni bir “anlam belirsizliği”(ambiguity) olarak da tanımlanır. Scheidemann ironiyi daha iyi
açıklayabilmek için bir görsel materyalden yararlanmıştır. Bu görsele ilk bakıldığında görselin bir
ördek kafasına benzetildiği zannedilir. Fakat resme bakan kişi bunun aynı zamanda bir tavşana da
benzediğini görür. Resme bakan kişi ikilemde kalır. Bu açıklamayı iki şekille daha da
belirginleştirebiliriz.

 

              
                           Şekil 1    


 Şekil 2


İronini tanımı Şekil 1 ve Şekil 2’deki gibi de anlaşılmaya çalışılabilir. Şekil 1’de bir vazoya mı?
yoksa bir insan kafasına mı bakılıyor? Ya da Şekil 2 ‘de 62 sayısı mı görülüyor, yoksa bir tavşan mı?
İşte bundan dolayı ironi kişiden kişiye göre anlamını değiştirir. Bir nevi, ironi göreceli bir kavramdır.
İroninin çeşitleri ve bazı fonksiyonları vardır. Bunlardan kısaca bahsedelim. İroniler, kimi zaman
oyuncu ve çocuksu bir tacizden ibaret olabileceği gibi, yaralayıcı ve kalp kırıcı da olabilir. (Hutcheon,
s. 50) Aşağıdaki diyagram daha açıklayıcı olacaktır.
.

                                                                                                               

 

Şimdi de “sanat” olarak adlandırabileceğimiz bu tekniğin bazı özelliklerine bir göz atalım. Daha önce
de ironinin Aristoteles zamanına kadar uzandığından bahsetmiştik. Aristoteles, ironiyi iki morfeme
ayırır. Biri eiron, diğeri ise alazon’dur. Eiron’un anlamı, kendini kötüleyendir. Yani yalancıdır. Alazon  
ise, sürekli kendisiyle övünen anlamına gelmektedir. (Cebeci, s. 278)
Tartışmaya açık bir tez olan ironilerin düzeltme fonksiyonunun olması, onun bir eleştiri türü olduğunu
gösterir. (Muecke, 1982) Bu eleştiri türü üstü kapalı sözlerden ibarettir ve demek istenen anlamı
içerisinde barındırır.
Ayrıca ironi, Sokrates’in kişiliği ve dış görünüşü arasındaki farka da benzetilmektedir. Sokrates,
fiziksel olarak çirkin biridir, ama içi altın gibidir. Yani bir zıtlıktan bahsedilebilir. (Cebeci, s. 277)
Altta yatan anlamı bir “altın kazma” işlemine benzetebiliriz. Ne kadar altta yatan anlama, yani hicve
ulaşıldıkça, o kadar demek istenilen şeye ulaşılabilir. Kastedilen anlamı, değerli bir taşa benzetebiliriz.
İroni aynı zamanda bir espri ve zekâ unsuru olarak da düşünülebilir. (Cebeci, s. 291) İronistin bir tür
yeteneğe sahip olması gerekir.           
İroniler, durum ironisi ve dil ironisi olarak ikiye ayrılır. Dil ironileri Trajik ve Satirik ironiler olarak
ayrılır. Durum ironileri ise; Sabitlenebilen ve Sabitlenemeyen ironiler olarak ayrılırlar.
Durum ironisi, hayata bağlıdır. Şans veya kaderin meydana getirdiği ironilerdir. “Hayatın Cilvesi” bu
tanıma güzel bir örnektir. Dil ironileri ise; ironistin kullandığı dil ve stratejidir. (Cebeci, s. 300)
Trajik ironilerde ise; ironinin kurbanına duyulan sempati esastır. Son olarak Satirik ironide ise; 
ironisitn, kurbanını yenmesi ve ironinin kurbanına karşı duyulan antipati söz konusu
olacaktır.(Muechke, 1982)
Sabitlenebilen ironiler, kesin bir sonuca ulaşabilir. Sabitlenemeyen ironiler ise; kesin bir sonuca
ulaşamazlar. Çelişki kendi içinde çelişir. Zincirleme bir ironi söz konusudur. (Cebeci, s. 306)
İronilerin genel olarak üç özelliği vardır. 1. Konuşmacının sözlerini kuvvetlendirmeye yarar.
Bu bakımdan ironi daha önce de belirttiğimiz gibi bir tür sanata benzetebiliriz. Bu bakımdan ironinin
retorik olma özelliği de vardır. 2. Satire ait bir araçtır. 3. Farkındalık kazandırmaktır. (Cebeci, s. 307)
İroninin bir diğer özelliği ise; rol yapma yani. –mış gibi yapma özelliğidir. (Cebeci, s. 298)

  1. İroni Analizi ve Bir Genç Kadına Olan Etkileri:

 

Genç bir bayanın 19. Yüzyıl’daki konumunu göz önünde bulundurursak, ironi en can alıcı eleştirir
türlerinden biridir. Kibar bir şekilde eleştirilen genç ana kahramanımız Catherine, aslında yazar
tarafından gülünç unsurlar yaratmak için yaratılmıştır. Eğer biraz daha bu konu üzerinde duracak
olursak, yine genç bir kızın o dönemde nasıl da erkekler tarafından dışlandığını düşünebiliriz. O
dönemde kadınlar, “evini bekleyen”” ve “el işleriyle uğraşan” birer “obje” olarak görülüyorlardı.
İroni de bir hor görme şekli olduğundan yazar, bu durumu gülünç bir şekilde ele almıştır.

           

Esende kullanılan ironi türleri ve kullanılan bu ironilerin fonksiyonları göz önünde
tutulduğunda, Jane Austen’ın bu eserinde her iki tür ironiden de söz edilebilir. Durum ironileri daha
önce de metaforik olarak açıklayabildiğimiz üzere “hayatın cilvesi” olarak adlandırılabilir. Bir çelişki
söz konusudur. Yani “hayat” en büyük ironisttir.
Hanımların kıyafetlere ne kadar düşkün olduğunu hepimiz biliriz. Peki ya Catherine? Aslında
kitabın bazı yerlerinde, yazar kendi kendisiyle bile çelişmektedir. Yani kitabın kendisi ironiktir.

a.Örneğin; 10. Bölüm’de yazar, bayanların giyime ne kadar önem verdiklerinden
bahsetmektedir. Fakat erkekler bu konuya pek de önem vermezler. Burada bir durum ironisi söz
konusudur. Çünkü Cath, hem teyzesinden, hem de 2. Bölüm’de Bayan Allen’dan giyim kuşam
konusunda pek çok nasihat dinlemiştir. Erkekler için kıyafetin pek bir önemi yokken, bayanlar için bu
konu hayatın anlamıdır. Bu durumun ironik olduğu şu satırlardan anlaşılabilir.
“…kadın kahramanımızın (Bayan Allen) cemiyet hayatına girişi, ancak giyimde en çok nelerin
tercih edildiğini öğrenmesi için üç dört gün harcandıktan ve onu gözetmekle yükümlü olan
hanımefendiye (Cath) son moda elbiselerden bir tane tahsis edildikten sonra gerçekleşebildi.”
(Austen, Bölüm 2, s. 12) “Zamanı geldiğinde tek derdi hangi elbiseyi giyeceği ve saçını nasıl
toplaması gerektiği olacaktı… Catherine Çarşamba gecesi yattığı yerde bir on dakika boyunca benekli
elbisesini mi yoksa işlemeli elbisesini mi giymesi gerektiği konusunda karara varmaya çalıştı…
Tuba Parlak çevirisi Ç.N

Kadınlar sadece kendileri için şık olmaya çalışırlar. Başka hiçbir erkek onu bu sayede beğenmeyecek,
başka hiçbir kadın onu bu yüzden daha çok sevmeyecektir. Birinci grup için şıklık ve modaya uygunluk
yeterliyken, ikinci grup tarafından kılıksızlık ve uygunsuzluk daha büyük bir mutlulukla
karşılanacaktır.” (Austen, Bölüm 10, s. 68-69)
İlk olarak “kılıksızlık ve uygunsuzluk” erkekler için kayda değerken, neden bir bayanın “cemiyet
hayatı” na girmesi bu kadar zordur? Öte yandan neden Cath’in “tek derdi” kıyafetinin nasıl
olduğu ve saçını nasıl toplaması gerektiğidir? Burada yazar kendi içinde çelişmektedir. Demek ki
erkekler için “kılıksızlık ve uygunsuzluk” o kadar da mutlulukla karşılanmayacaktır.

b.Durum ironisine bir diğer örnek ise; bir kadının gurulu olup olmamasıdır. Cath, John ile
dans etmek için sözleşmiştir. Fakat John, bir arkadaşıyla görüşmek için oyun salonuna gitmiştir.
Cath, bir genç hanımdaki gurura sahip olmalıdır. Bu olay karşısında öyledir de.
“Tüm dünyanın gözleri önünde küçük düşürülmek, özünde tertemiz ve yaptıkları itibariyle tamamen
masumken itibarının lekelenmesi ve düştüğü kötü durumun esas kaynağının bir başkasının yaptığı
kötülük olması, bir kadın kahramanın hayatına özgü durumlardan biridir. Bu durum karşısında
metanet göstermek ise kişiliğin gözlerde yücelmesini sağlayacak özellik. Catherine’de de bu özellik
mevcuttu…” (Austen, Bölüm 8, s. 46-47)
Fakat 11. Bölüm’de John’un oynadığı küçük bir oyun yüzünden (Cath, Henry ve Eleanor ile yürüyüşe
gitmek için sözleşmiştir. John, Cath’i Blaize Şatosu’na götürmek için Cath’e yalan söyler. Bu yalan
Bay ve Bayan Tilney’nin Landstown Caddesi’ne gittikleridir.) Bu olay karşısında Cath çok üzülür.
Tamamen gururunu yitirir.
Catherine: “Aa, Bay Tilney; sizinle konuşmak için ve özür dilemek için sabırsızlıktan
ölüyordum.”(Bölüm 12, s. 88)
Burada Cath olan gururundan (!) ödün vermektedir. Çok endişelidir ve yazar yine kendi içinde
çelişmektedir. Bir durum ironisi söz konusudur. Hayatı Cath’e bir oyun oynamıştır. Cath, burada
Henry’e olan ilgisinin ne kadar da belirgin olduğunu açıklamıştır da diyebiliriz. Çünkü 12.
Bölüm’deki söz yine farklı bir konuda durum ironisine kapılarını açacaktır.
Zincirleme bir ironi söz konusudur. Bu da “sabitlenemeyen ironi”ye örnektir. (Cebeci, s. 306)
3. Bölüm’de Austen, Samuel Richardson’ın da etkisiyle şöyle der: “…bir beyefendi, kendisine olan
duyguları açıkça ilan etmedikçe genç bir hanımın ona aşık olmasının mazur görülemeyeceği
doğruysa, genç bir hanımın, önce o beyefendinin onu düşlerinde gördüğünü öğrenmesi son derece
uygunsuz olacaktır.” (Bölüm 3, s. 22)
Cath, okuduğu romanların etkisinde kaldığı için hayal gücü çok geniştir. Bu da onun sürekli
olarak fantezi kurmasına neden olmaktadır. Bu fantezi şöyledir: Cath bir zindana kapatılmıştır. Bu
zindan karanlıktır ve Cath’in üzerinde beyaz bir elbise vardır. Beyazın saflığın ve temizliğin simgesi
olduğunu da hatırlatalım.
Cath en sonunda kahramanı olabilecek kişi tarafından bu ıssız zindandan kurtarılır.
Bu kahraman adayı aslında Henry’dir.

c.Yine bir durum ironisinden söz edeceğiz. Bir kadının entelektüel olup olmamasına biraz
değineceğiz. 19. Yüzyıl’da kadınlar sadece eşlerini evde bekleyen birer “bakıcı” görevindeydiler. Bir
kadının bir konu hakkındaki bilgisizliği, eşlerinin lehine olabilecek bir şeydi. Cehaletin kadınlar
üzerindeki hükmü, erkekler için bir avantajdı. Çünkü o dönemde bilgisiz bir kadını yönetmek daha
kolaydı.
Roman ayrıca satirin özelliklerini de taşır. Satirde amaç; ahlaklı olmak ve kötüyü eleştirmektir.
(Cebeci, s. 191)Satirde eleştirilen toplumun komik yönleri ele alınır ve amacı saldırganlığı oyuncu bir
yaklaşımla kontrol altına almaktır. (Cebeci, s. 205)  Bu yönüyle satir, ironilerin oyuncu yaklaşımıyla
özdeşleşiyor da diyebiliriz.
“Hele ki, bir kadın, herhangi bir şey bilme talihsizliğinden mustaripse bunu olabildiğince iyi
saklamalıdır. (Bölüm 14, s. 107)

d.Şimdi de eserde kullanılan dil ironilerine bir göz atalım. Eserde Henry, bir akıl hocasıdır. (Mudrick,
1968) Yazar bir anda kendi görüşlerini kendi ağzından belirtmek yerine, Henry’i bir araç olarak
kullanmıştır. Henry, yazarın sesi gibidir diyebiliriz. Öncelikle Cath’e yapılan güldürücü ve aynı
zamanda da düşündürücü dil ironilerine bakalım.
Henry, Cath ile yürüyüş sırasında Cath ona “Udolpho’nun Gizemi”nin ne kadar da güzel bir kitap
olduğundan bahsetmektedir. Ama Henry, onun hayal gücüyle ve okuduğu kitapların ne kadar da
güzel” olduğu hakkında alay etmektedir. Amacı onun kalbini kırmadan tatlı bir şekilde onu taciz
etmektir.
Henry: “En güzel derken en güzel görüntüyü kastettiniz herhalde. Bu da kitabın cildiyle
alakalı. (Bölüm 14, s. 104)
Ama bu tür ironi karşısında hem okuyucu hem de Eleanor Cath’e sempati duyar. Buradan da
anlaşılıyor ki bu ironi, Trajik ironiye örnektir. Bunu da Eleanor’un şu sözlerinden anlıyoruz. Eleanor:
“Henry, gerçekten çok münasebetsizsin… Dil kullanımıyla ilgili sürekli kusur arar bende, şimdi de
aynı rahatlığı sizin karşınızda sergiliyor. Kullandığınız ‘en güzel’ ifadesi ona uygun gelmedi…”
(Bölüm 14, s. 104) Bu ironi oyuncu fonksiyonlu olup aynı zamanda da trajik bir dil ironisine örnekti.
Şimdi de yaralayıcı ve saldırgan fonksiyonlu, aynı zamanda da Satirik dil ironisine bir örnek
verilecektir. Isabella, James’i Henry’nin kardeşi Yüzbaşı Frederick Tilney ile aldatır. Bunu duyan aile
üyeleri olumsuz tepki verir. Henry bu hoşnutsuzluğu yaralayıcı ve saldırgan fonksiyonlu Satirik bir
Dil ironisiyle dile getirir.
Henry: “Yeni yengene kendini hazırla Eleanor; nasıl da tam senin seveceğin türden bir baldız
hem de. Açık kalpli, samimi, yapmacıksız, yalansız, kuvvetli ama basit duygulara sahip, asla olmadığı
gibi davranmayan ve sahtelik nedir bilmeyen!” (Bölüm, 25, s. 206)
Aslında bu Henry söylenenin tam tersini kastetmektedir. Isabella’nın ne kadar ikiyüzlü,
materyalist, iyi rol yapabilen ve sadakatsiz bir insan olduğundan ironik bir şekilde söz etmektedir.

e.Roman kendi içerisinde de çelişikliler mevcuttur demiştik. Çünkü 19. yy İngiltere'sinde
kadınlar hor görülürken, Austen, yine bir kadın yazarın yazmış olduğu Udolpho’nun Gizemi'ni
eleştirmektedir. Bu tür romanların gençleri pembe hayallere itebileceği kanısındadır.
Durum ironileri aynı zamanda “anti climax” (ters doruk noktası) da olabilir. Örneğin; 20.
Bölüm’de Cath ve Henry sonunda manastıra varırlar. Ama Catherine, gördükleri karşısında hayal
kırıklığına uğrar. O daha korkutucu mimarisi olan bir manastır hayal etmektedir. Fakat bu her ne kadar
Durum ironisi olarak görülse de kitap, manastırın Gotik unsurlar da içerdiğinden bahseder.
“Manastırı ilk defa bahçeden gördüğünde şaşaası onu hiç beklemediği kadar etkiledi. Binanın
ortasında dikdörtgen şeklinde bir avlu vardı ve bunu iki tarafı gotik tarzda zengin süslemeleriyle göze
çarpıyordu.” (Austen, Bölüm 22,s. 175)

f.Bir diğer hayal kırıklığı ise, odasında gördüğü büyük sandığın içindeki yatak örtüsü ve bir
dolabın içindekiler oldu. Sandığın içinde pamuklu kumaştan beyaz bir yatak örtüsü; dolabın içindeyse
çamaşır listesi vardı.
Fakat Austen, yine grotesk araçlar kullanarak bu durumu da sabitlenemeyen ironiye dönüştürmüştü.
“…beklentilerini böyle mükemmel biçimde karşılayan elyazmasının açıklaması neydi?” (Austen,
Bölüm 21, s. 129)
Henry, Cath’e manastır yoluna giderlerken ona sahte bir hikâye anlatır. Bu hikâyede Dorothy ve
Matilda adında iki hayali kahraman vardır. Dorothy, manastırın kapısını Cath’e açan görevlidir ve
onun büyülü odadan kurtulmasına yardımcı olan hayali kahramandır. Matilda’nın ise; bir günlüğü
vardır.
“Peki, kitaplarda okuduğunuz türden bir binanın karşınıza çıkartabileceği korku unsurlarıyla baş
etmeye hazır mısınız? / …sizin durumunuz karşısında kendisi de en az sizin kadar endişe duymakta
olan Dorothy size gözlerinde büyük bir korkuyla bakıp duracak…” (Henry, Bölüm 20, s. 155)

g.Henry’nin 3. Bölüm’de Cath ile olan konuşmasında kadın yazarların üç nokta dışında kusursuz
yazdıklarını dile getirdiğinden söz etmek mümkündür.
Henry: “Değerlendirme fırsatına sahip olduğum kadarıyla diyebilirim ki kadınlarda genel
yazın üslubu üç nokta dışında kusursuz. / Konuyla ilgili genel bir yetersizlik, nokta kullanımına asla
dikkat etmem ve sıklıkla görülen, dilbilgisinden bihaber olma hali. (Bölüm 3, s. 19)
Bu bölümde Henry, günlük tutmak ve mektup yazma konusunda erkelerin kadınların eline üç
nokta dışında su dökemeyeceği kanısındadır. Ama Jane Austen bir ilki başarıp bir baş kaldırışta
bulunmuştur. Viktorya Dönemi’nin potansiyel ev hanımı figürünü yazdığı eserlerle ortadan
kaldırmıştır. Bir kadının neler yapabileceğini gözler önüne sermiştir. Bir kadının aslında sadece el
işleriyle uğraşabileceği ve evini gözetebileceği kuralını yıkmıştır. Bu da durum ironisine güzel bir
örnek oluşturabilir.

  1. Sonuç:

 

Sonuç olarak bir değişimden söz edilebilir. Bu değişim hem Cath’in yaptığı yolculuk sonucunda
sosyal bir kız olarak cemiyet hayatına atılmasının sonucunda Henry Tilney ile tanışması ve
evlenmesidir, hem de başkahramanımızın artık Gotik romanlara karşı o kadar da ilgi duymamasıdır.
Hayal gücünün cezasını ağır öder ve bundan bir ders çıkarır. Sınırı olmayan hayal gücünün tek suçlusu
okuduğu Gotik unsurlar içeren romanlardır.
“Bayan Radcliffe’in ve onu taklit eden tüm diğerlerinin eserleri ilgi çekici olsa da, belki de
bunların içinde insanın hakikatini, en azından İngiltere’nin göbeğinde yaşayan insanlarınkini aramak
yersizdi.” (Austen, Bölüm 25, s. 199)
Gençlerin hayal gücünün ne kadar sınırsız olduğunu hepimiz biliriz. Jane Austen bu romanında aslında
gençlere hitap ettiğini ve aslında hayal gücünün ne kadar büyük sorunlara yol açabileceğini “burlesk”
(alaycı) bir dille okuyucuya anlatmaktadır.
Parodisi edilen “Hypo-text” (alt metin), Austen tarafından “grotesk” (komik ve korkutucu) unsurlarla
ele alınmıştır.
Son olarak bu makalede, yazar tarafından dolaylı yollarla kullanılan anlamlı mesajların genç
kahramanlar üzerindeki etkisi anlatılmaya çalışılmıştır.


 

  1. Kaynakça:

 

  1. Austen, Jane. Northanger Manastırı. Çev. Tuba Parlak. İstanbul: Turkuvaz, 2012
  1. Becoming Jane. Dir. Julian Jarrold. With Anne Hathaway, James McAvoy, Julie Walters, 2007.

 

  1. Cebeci, Oğuz. Komik Edebi Türler: Parodi, Satir ve İroni. İstanbul: İthaki, 2008.
  1. Ders Materyalleri

 

  1. Hutcheon, Linda. Irony’s Edge: The theory and Politics of Irony. New York and London: Routledge, 1995.
  1. Lost in Austen. Dir. Dan Zeff. With Jemima Roope, Elliot Cowan, Hugh Bonnewille, 2008.

 

  1. Mudrick, Marvin, Jane Austen: Irony as Defense and Discovery. Los Angeles: University of California Press, 1968.
  1. Muecke, D. C. Irony and Ironic. New York and London: Methuen Co. & Inc. 1982.

 

  1. Northanger Abbey. Jon Jones. With Geraldine James, Felicity Jones, JJ Feild, 2007.


Didem YALÇIN


Bu makaleyi üzerimde emeği olan tüm hocalarıma, anneme, bana bu şansı tanıyan Aderviye’ye ve görüşleriyle bana yardımcı olan Necdet Hoca’ya ithaf etmek istiyorum.




Tüm Yayın Hakları sozelti.com tarafından saklı tutulmaktadır.
Yazıların izinsiz olarak çoğaltılması yasaktır. Yazıların üçüncü kişilere verilmesi, izinsiz olarak çoğaltılması ve kaynak gösterilmeden kullanılması halinde hukuki işlem hakkını saklı tutarız
Copyright by Sozelti
chaussure foot polo ralph lauren chaussure marque Chaussure nike Bijoux nike roshe run femme nike blazer lunette soleil chaussure femme nike roshe Air max nike lunette soleil carrea nike air force nike chaussure adidas yeezy chaussure new balance lunette soleil oakley nike huarache Chaussure asics nike air huarache
Asics lunette de soleil oakley scarpe asics nike free nike roshe hogan Scarpe nike air force Puma Chaussure puma nike presto scarpe Puma Scarpe Adidas adidas femme Scarpe nike huarache chaussure reebok Scarpe Scarpe hogan nike shox
michael kors Ray ban nike huarache Adidas Scarpe Abbigliamento Asics nike flyknit scarpe converse Scarpe air jordan scarpe da calcio nike free nike cortez nike roshe air max