SÖZELTİ YOLA ÇIKARKEN

Necdet Neydim

Çocuk ve gençlik edebiyatı alanında zaman zaman benim de içinde olduğum ama bir türlü gerçekleştiremediğimiz bir dergi çalışması hep gündemde olmuştur. Bu dergi çalışmasının elbette inceleme, özellikle eleştiri ve araştırma içermesi de genel beklentilerin başında gelenleri oluşturmuştur.
Tüm bu talepleri yerine getirmeye çalışacak, alanla ilgili tüm bileşenleri akademik temele dayanan bir dergi çerçevesine alacak ve alana bilimsel-düşünsel olarak katkı yapacak bir dergi olarak yola çıkmaya karar verdik.
Dergimiz, bilimsel değer taşıyan, nesnel ve özgün çalışmaları sizlerle paylaşırken, aynı zamanda evrensel değerler olarak bu edebiyat alanında temsil edilen temel anlayışları da alana duyulan saygı gereği savunmayı ve sürdürümcüsü olmayı ilke bilir. [Devamı için tıklayınız...]


TÜRK HALKBİLİMİNİN BABASI PERTEV NAİLİ BORATAV

Yusuf Çotuksöken

Türk halk yazınının ve halkbiliminin önde gelen adları arasında Pertev Naili Boratav'ın çok özel bir yeri vardır. O yalnızca bir halk yazını araştırmacısı, halkbilimci değil, aynı zamanda bir aydın, bir aydınlanmacı, bir kültür tarihçisi, bir hümanist, bir düşünürdü de. Halkbilimin Türkiye'de bağımsız bir bilim dalı olarak gelişmesine katkıda bulunmakla yetinmedi; kültür emperyalizmine karşı da savaşım verdi; halk ürünlerini derleyip daha güzel bir dünya yaratabilmek için yorumlayıp yine halkına sundu. Bu yolda bir yığın maddi ve manevi sıkıntıya göğüs gerdi; oğlu Korkut Boratav'ın deyişiyle "güzel yaşadı, güzel öldü." [Devamı için tıklayınız...]


TÜRK FANTASTİK ÇOCUK EDEBİYATI YAZINSALLIĞA AÇILAN BİR KAPI MI YOKSA BİR TEHLİKE Mİ?

Necdet Neydim

Fantastik çocuk edebiyatı üzerine çok uzun zamandan beri tartışmalar yapıla gelmiştir. Ancak bu tartışmaların özünü, özellikle bu metinlerin yararlı mı yoksa zararlı mı olduğu oluşturur. Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter romanlarının Türkçede yayımlanmasının ardından filmlerinin de gelmesi, hem okur hem de seyirci kitlesinin fazla oluşu, fantastiğin yeniden gündeme gelmesine neden olmuş ve tartışmalar yaratmıştır. [Devamı için tıklayınız...]


YAŞASIN UÇAN HALI

Hikmet Asutay

İnsanın düş gücüyle birlikte doğmuş denebilecek olan fantastik kavramı, yazın dünyasının da temel ve en önemli taşlarından biridir, denebilir. Yazın dünyasında fantastik yazın olarak ayrıca sınıflanan bu yazın türünün örnekleri hemen her kültürde kendi masallarından başlamak üzere vardır. Fantastik öğeleri barındırdığı için destan, söylence ve masallardan yola çıkan bu kavram, aslında masallardan ayrılarak kendi türünün tekniğini ve çeşitlerini de oluşturmuştur. [Devamı için tıklayınız...]

Küçük Bir Kız’ın Asırlar Süren Hikayesi : Kırmızı Başlıklı Kız Masalı

F. Ekin Danacı

Herkes kırmızı başlığıyla büyükannesine yiyecek götürmek üzere yola çıkıp ormanda kurt ile karşılaşan küçük kızın masalını bilir. En azından hayatımızda bir kez biri bize bu masalı anlatmış, okumuş ya da okumamız için almış, hediye etmiştir. Kırmızı Başlıklı Kız masalı böylece ilk kitaplarımızdan biri olmuştur. Bugün yoldan rastgele birilerini çevirip masalı sorduğumuzda üç aşağı beş yukarı bize aynı masalı anlatacaktır. Özellikle de masalın en unutulmaz bölümü olan, Kırmızı Başlıklı Kız ile Kurt arasında geçen tekerleme misali konuşmayı kesinlikle atlamayacaktır.
Farklı birçok nedenden büyüklerimiz tarafından bize anlatılmak üzere seçilen bu masalın aslında uzunca bir hikayesi vardır. Masal yüzyıllardır, ülkeden ülkeye, kültürden kültüre aktarılarak dolaşmış ve dolaşırken de değişimler geçirmiştir. [Devamı için tıklayınız...]


FANTASTİK ÇOCUK VE GENÇLİK KİTAPLARINDA YOLCULUK MOTİFİNİN İŞLEVİ

Nuran Özyer

“ İnanma duygunu askıya al !” diye seslenir, fantastik , okura. Hatta “ sana bir öykü anla tacağım, bitene kadar inanıyormuş gibi yap” der. Bu emri alan fantastik öykü okuru da öyküde anlatılanları sorgulamadan , bilinçli bir bi -çimde mantığını devre dışı bırakarak okuduklarına inanır . Hayali edebiyatın en eski dallarından birine adını veren fantastik , sözlük anlamıyla “gerçekte var olmayan, hayal ürünü, hayali “ demek olup, gerçek dünyada yaşanamaya- cak olayları konu olarak işleyen eserlere de fantastik eserler denir. [Devamı için tıklayınız...]


PAMUK PRENSES Riedel, Ingrid, Spieglein, Spieglein an der Wand - Maerchen vom Neidrn und Gönen

Çevirmen: Merve Öztürk

Bir kış günü kar taneleri, bembeyaz kuş tüyleri gibi gökyüzünden süzülüyorken siyah abanoz ağacından penceresinin önünde oturup dikiş diken bir Kraliçe varmış. Hem dikiş diken hem de canım manzarayı izleyen bu Kraliçe’nin iğnesi parmağına batıvermiş ve üç damla kırmızı kan bembeyaz karın üzerine damlamış. Öyle güzel görünüyorlarmış ki, “ Ah şöyle kar gibi beyaz, kan gibi kırmızı ve abanoz ağacı çerçeveleri gibi siyah bir çocuğum olsaydı” diye içinden geçirmiş Kraliçe. [Devamı için tıklayınız...]


ÇOCUK GERÇEKLİĞİ, KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ, TOPLUMSAL ELEŞTİRİ VE MİZAH: PİPPİ UZUNÇORAP

Necdet Neydim

18. yüzyılın ikinci yarısında, toplumsal, tarihsel sürecin yarattığı bir gereksinme ve sosyo-ekonomik koşulların değişimi sonucu zorunluluk olarak başlayan çocuk edebiyatı, bu başlangıçtan, 20. yüzyılın ortalarına kadar gelen süreçte, çok büyük değişimlere uğramamış; temel anlayışını (temel çocuk bakışını) koruyarak; ancak yazınsal değerini artıran gelişmeler göstererek bir alan olarak saygın yer edinmiştir. [Devamı için tıklayınız...]

Çocuk Edebiyatında Kültürel Göndermeler İçeren Fantastik Bir Örnek: Talihsiz Serüvenler Dizisi

Burcu Yılmazoğlu Ün:

Fantastik, bir yazın türü olarak, Tzvetan Todorov’un Fantastik başlıklı çalışmasında, “tekinsiz” olarak nitelenen türle “olağanüstü” olan arasındaki kararsızlık olarak tanımlanmaktadır; fantastik, bu iki türü birbirinden ayıran sınırda varlık bulur.
…fantastik, bir kararsızlık süresi kadardır: algıladıkları şeyin, paylaşılan düşüncenin tanımladığı biçimiyle, “gerçeklik” olup olmadığına karar vermek zorunda kalan okuyucunun ve öykü kişisinin ortak kararsızlığı. … Gerçekliğin yasaları olduğu gibi duruyor ve anlatılan olayları açıklamaya yarıyorsa yapıt başka bir türe girer: tekinsiz türe. Ya da tersine okuyucu, olayı açıklamak için yeni doğa yasalarını kabul etmek durumundaysa olağanüstü türe girmiş oluruz. [Devamı için tıklayınız...]

Korku ve Kaçışla Harmanlanmış Hastalıklı Bir Aşkın Öyküsü: Esir Kuşlar

Melek Atak

Bir toplumda siyasi ve ekonomik alanda meydana gelen değişimler kuşkusuz edebiyata da yansımaktadır. Nasıl edebiyat toplumun vazgeçilmez bir parçası olarak kabul ediliyorsa bu toplumun edebiyatı şekillendirdiği de bir gerçektir. Bu yüzden yapıtların dönemini temsil ettiği de unutulmamalıdır. Dolayısıyla yazarlar dönemin birinci dereceden tanıkları olarak eserlerinde toplumun gerçeklerini okura aktarabilir. 80’li yıllar İtalyan Edebiyatı’nın popüler yazarlarından olan Andrea De Carlo’nun 1982 yılında kaleme aldığı Esir Kuşlar (Uccelli da gabbia e da voliera) romanıda dönemin İtalya’sının gerçeklerini barındıran bir gençlik romanı olarak karşımıza çıkmaktadır. [Devamı için tıklayınız...]

Şiddet Unsurunun Çocuk Edebiyatında Yeri Var Mıdır?

Leman Kamer BİLGİÇ

Şiddet unsuru geçmişten günümüze çocuk edebiyatında sıkça karşımıza çıkmıştır. Ancak son yıllarda şiddete çocuk edebiyatında verilen yerin doğruluğu tartışılmaya başlanmıştır. Bu durum, çağdaş hikâyecilerin peri masalı klasiklerinde “korkunç” olarak nitelendirilen kısımları değiştirip günümüz okurlarına daha kabul edilebilir bir metin sunma çabalarıyla ortaya çıkmıştır. Hikâyelerdeki şiddet unsurunu ortadan kaldırmak gerçekten de çocuk edebiyatının daha nitelikli olmasının yolunu açabilir mi? Birçok bilim insanı, doğru şekilde kullanıldığı takdirde şiddet unsurunun bazı çocuk kitaplarında işlevsel olabileceğini savunmaktadır. [Devamı için tıklayınız...]

Sınırları Aşmak / Paradigmaları Değiştirmek

Çevirmen: Adeviye Aydın

June Jordan’ın sözleri kültürel olarak zengin demokratik bir dünyanın yaratılmasında dil, ses, gerçeklik, güç ve demokrasi gibi konuların hepsinin bir arada varlık gösterdiği ütopik bir gelecek algılayışını akıllara getirir. Temsiliyet, çokkimliklilik, güç ve demokrasi gibi kavramların temel yapısını oluşturduğu eleştirel çokkültürlülük dilinde konuşmaktadır. Jordan. Bu makalede, çokkültürlü eğitim söyleminin altında yatan temel epistemolojik durumlar ve bilhassa çocuk edebiyatının içerisinde çokkültürlülüğün yeri üzerine kapsamlı bir inceleme yapacağım. 20.yüzyılın başlarında çokkültürlü eğitim kültürel çoğulculuk talebi üstünden yapılıyordu (Banks, 1994, s.21). II. Dünya Savaşı sonrası Amerika’daki “Gruplar Arası Eğitim Hareketi” dahi bu tarihin bir uzantısıdır. [Devamı için tıklayınız...]

Northanger Manastırı’na İronik Bir Yolculuk

Didem YALÇIN

Edebiyatın insan üzerinde psikolojik etki yaratan silahlarından biri olan ironi, Jane Austen’ın bu romanında çarpıcı bir şekilde kullanılmıştır. Viktorya Dönemi’nin kuşkusuz en önemli kadın yazarından biri olarak kabul edilen Jane Austen’ın romanlarının günümüze kadar ses getirmesinin en önemli nedenlerinden biri, onun nükteli ve eleştirel dili olmuştur. Jane Austen romanları, klişeleşmiş Viktorya Dönemi kadınlarını ön plana çıkarmayı amaçlar. Özellikle, yarattığı kadın karakterlerle dönemin toplumunu mizahi bir dille ele alan Austen, Northanger Manastırı’ndaki genç ana karakter Catherine’i yaratarak, bir parodiye imza atmıştır. Austen, bu romanında Ann Radcliffe’in “Udolpho’nun Gizemi”(Mysteries of Udolpho) adlı romanından esinlenmiştir. [Devamı için tıklayınız...]



Tüm Yayın Hakları sozelti.com tarafından saklı tutulmaktadır.
Yazıların izinsiz olarak çoğaltılması yasaktır. Yazıların üçüncü kişilere verilmesi, izinsiz olarak çoğaltılması ve kaynak gösterilmeden kullanılması halinde hukuki işlem hakkını saklı tutarız
Copyright by Sozelti